Bugün herkes toplumun bozulduğundan şikâyet ediyor
Kahvede, sosyal medyada, dost meclislerinde aynı cümle dillerden düşmüyor.
Toplum çok bozuldu.
Peki toplum kim?
Toplum; biziz.
İşimize gelince kural tanımıyor, çıkar söz konusu olunca vicdanı rafa kaldırıyoruz.
Ama bize küçücük bir haksızlık yapıldığında en yüksek perdeden adalet talep ediyoruz.
Ne garip değil mi?
Adaleti ilke olarak değil, ihtiyaç olarak hatırlıyoruz.
Bozulma gökten inmiyor.
Bir yerlerden sızmıyor.
Bizim tercihlerimizle büyüyor.
Yalanlarla…
Haksızlıklarla…
Ve en çok da suskunluklarla…
“Bir kereden bir şey olmaz” dediğimiz her taviz, çürümenin mayası oluyor.
“Herkes yapıyor” diye normalleştirdiğimiz her yanlış, yarın şikâyet edeceğimiz bir haksızlığa, hukuksuzluğa dönüşüyor.
Değerleri konuşuyoruz ama yaşamıyoruz.
Hakkı savunuyoruz ama işimize gelince esnetiyoruz.
Doğruluğu alkışlıyoruz ama bedel ödemekten kaçıyoruz.
Toplum neden bozulur?
Herkes düzelsin ister.
Ama kimse…
Önce ben, kendimi düzelteyim demez.
Belki de asıl soru şudur?
Biz, şikâyet ettiğimiz düzenin neresindeyiz?
Peki çözüm nedir?
Çözüm tabiki değişimdir.
Çözüm aynaya bakmaya cesaret ettiğimiz gündür.
Çözüm kendimizle yüzleştiğimiz gündür.
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap