Son yıllarda memlekette en hızlı gelişen sektör nedir diye sorsalar, kimileri teknoloji der, kimileri inşaat… Ben başka bir şey söyleyeceğim.
Şüphesiz fotoğraf sektörüdür diyeceğim.
Ama bildiğiniz fotoğraf değil…
Öyle düğün albümü, mezuniyet hatırası falan da değil…Bu başka bir sektör.
Arka fonda bir makam odası…
Yan yana dizilmiş koltuklar…
Ortada ciddi yüzler…
Ve kare tamam:
“Bakın ben kimlerle beraberim.”
Artık bazı çevrelerde, toplum nezdinde çok da iyi tanınmayan isimlerin bir anda sosyal medyada bakanlarla, milletvekilleriyle, belediye başkanlarıyla yan yana görünmesi son yıllarda sıradan bir durum oldu.
Hele hele iktidar partisinin ağır toplarıyla verilen pozlar… Mesaj net:” Ben yalnız değilim.” “Beni hafife almayın.”
Fotoğraf bir kare; ama verdiği mesaj çok derin bir anlam taşıyor.
Bir de işin başka bir boyutu daha var.
Bu ziyaretler ve fotoğraf çektirme merakı kimi için sosyal statüyü konsolide etme aracı, kimi için “iş takipçiliği” zeminini pekiştirme yöntemi, kimi için de ihalelere giden yolda “güvenilir profil” oluşturma çabası söz konusu da olabiliyor.
Evet; Toplumda bir algı inşa edilir:
Oysa devlet, algıyla değil; hukukla işler. En azından işlemesi gereken budur.
İllerde tablo daha da ilginçtir.
Vali değişir.
Emniyet müdürü değişir.
Jandarma komutanı değişir.
Başsavcı değişir.
Başlar “hoş geldin” ziyaretleri…
Özellikle bazı doğu vilayetlerinde bu süreç neredeyse üç ay sürer. Yeni atanan kamu görevlisi koltuğuna tam oturamadan, odasının kapısı adeta ziyaretçi kuyruğuna döner.
Elbette hayırlı olsun demek nezakettir.
Ama mesele sadece nezaket midir?
Ziyaret eden herkes gerçekten “hayırlı olsun” demeye mi gelir?
Yoksa kimi ziyaretler, gelecekte kullanılacak bir fotoğraf arşivine yatırım mıdır?
Yeni gelen yönetici daha şehri tanımadan, kurumunu analiz edemeden, dosyalarını inceleyemeden; kareler çekilir, paylaşımlar yapılır, altına cümleler dizilir.
Devlet yönetmek ciddi iştir.
Asıl kritik soru şudur:
Kamu yöneticileri kimleri kabul etmelidir?
Kimlere mesafeli durmalıdır?
Devletin kapısı şüphesiz herkese açıktır; ama devletin itibarını bir fotoğraf karesine sığdırmaya çalışan, gayri meşru ilişkileri olduğu yönünde ciddi emareler ve şüpheler bulunan şahsiyetlere kapalı olmak durumundadır.
Bir makam odasında verilen bir fotoğraf, sadece iki kişinin değil;
aynı zamanda devletin tarafsızlık algısının da fotoğrafıdır.
Türkiyede geçmişte Bakanlık yapan bir siyasinin uyuşturucu baronu ya da organize suç örgütü lideri olduğu öne sürülen kişilerle fotoğraflarını da gördük.
O yüzden kabul edilecek isimlerin ve fotoğraf çektirilecek kişilerin bir süzgeçten geçirilmesinde fayda vardır.
Fotoğraflar konuşsa ne derdi?
Belki şöyle fısıldardı:
“Ben bir hatıra değilim.
Ben bir mesajım.”derdi.
Son söz: Devlet makamları güç gösterisi ve rant devşirme alanı değildir.
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap