SON DAKİKA
--:--:--
Prof. Dr. Cihan Dura

ÇAĞI YAKALAMAYA ÇALIŞIRKEN, ULUSAL KİMLİĞİMİZİ NEDEN KORUMALIYIZ?

Bağlantı kopyalandı!

Atatürk’ün ortaya koyduğu Türk milliyetçiliği;

Çağı yakalamayı hedeflerken, neden aynı zamanda ulusal kimliği korumayı da şart koşuyor, bunun mantığı ve gerekçesi nedir? Ulusal kimliğimizi nasıl koruyacağız?

Biliyoruz ki, insan kaynağı, insan beyni ve emeği bir toplumun en üstün, en değerli, en verimli kaynağıdır. Diğer tüm kaynakların motorudur. Sermayeden de doğal kaynaklardan da kat kat önemlidir. Hiç israf edilmeden, en yüksek derecede değerlendirilmesi gerekir.

Bu da ülkede çalışma imkânlarının herkes için var ve çok çeşitli olmasına bağlıdır. Bir diğer koşul da -Türk milliyetçiliğinin tanımladığı şekilde- millî kimliğin, ulusal kimliğin korunmasıdır.  Bu koruma elbette kimliğin geliştirilmesini de içerir.

Kimlik “bir kişiyi o kişi yapan özellikler”dir. Ulusal kimlik, bir milleti -örneğin Türk milletini- Türk milleti yapan özelliklerdir. Korunacak ve geliştirilecek olan, işte bu özelliklerdir.

Ne var ki, gizli bir engel var karşımızda, her şeyi bozabilen… Atatürk’ün Türk milliyetçiliği anlayışı; işte bu engeli hesaba katarak, “ulusal kimliği koruma” koşulunu ileri sürüyor! Tehlike şudur: Çağı yakalama hedefi; daha ileri düzeyde olan yabancı bir kültürden faydalanmayı, birçok çağdaş değerin alınmasını gerektirmektedir. Bu alım (ithal) sürekli, hazıra konma ve hep taklit şeklinde olursa, işte o zaman son derecede sakıncalıdır. Çünkü devamlı bir hazıra konma süreci millî kültüre çok büyük zararlar verecektir. Milletimizi millet yapan özellikler işlenmeyecek, yozlaşacak, aşınıp unutulacak, zamanla yok olacaktır.

Öyleyse, başka ülkelerden değer ve ürün transferi (ithalatı), sürekli, ‘olduğu gibi’ ve taklit şeklinde olmamalıdır. Neden? Şundan dolayı: Aynen alınma ve taklit durumunda pek çok şey dışardan, hazır gelmiş olacaktır. Çağa uyum sağlama süreci; devamlı bir değer, fikir ve araç ithali şeklini aldığından, insanımızın çalışma alanı daralacak, yeteneklerini muhafaza ve geliştirmenin, dolayısıyla yaratıcılığının, kendini gerçekleştirme güdüsünün önü kesilmiş olacaktır.

Ulusal kültür, işlenmezse yozlaşır, güdükleşir, işe yaramaz hale gelir. Toplum büyük verimler ve gönenç imkânlarından yoksun kalır.

İnsanlarımızın son derecede önemli olan mevcut ve potansiyel yetenekleri zayıflamaya ve dumura uğramaya başlar. Yeni kuşaklar tembel ve özgüvensiz, idealsiz yetişir. Çünkü çalışamayacaklardır, yaratıcı olmalarının önü kesilmiştir, artık bir gelecekleri yoktur. Bunun sebebi nedir? Değer, fikir ve araç olarak birçok şeyin yabancı kültürlerden sürekli olarak alınmasıdır.

Peki, bu tutsaklık ve kısırlığın önüne nasıl geçilebilir?
İnsanlarımız bir kütle halinde, dışardan alınan yeni çağdaş değerlerle veya bunları işleyerek kendi kültürlerine yeni bir şeyler ekleme seferberliği içinde olmalıdır. Örneğin yeni bir fikir, yeni bir buluş veya teknik, ekonomide ses getiren bir başarı, edebiyatta yeni bir çığır gibi özgün yaratılar ortaya koymalıdır.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
Prof. Dr. Cihan Dura
Prof. Dr. Cihan Dura BİR MİLLETİ MİLLET YAPAN, ÖĞRETMENLERDİR
Prof. Dr. Cihan Dura
Prof. Dr. Cihan Dura ATATÜRKÇÜLÜĞÜN MİLLİYETÇİLİK İLKESİ
Prof. Dr. Cihan Dura
Prof. Dr. Cihan Dura SONUCA DEĞİL, SEBEBE ÖNCELİK VERMELİDİR
Prof. Dr. Cihan Dura
Prof. Dr. Cihan Dura Bir Çiçekle Bahar Olmaz
Prof. Dr. Cihan Dura
Prof. Dr. Cihan Dura ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNME VE ÇALIŞMA SİSTEMİ
Prof. Dr. Cihan Dura
Prof. Dr. Cihan Dura EĞER İNSAN İŞLENMEZSE, DEĞERLENDİRİLMEZSE!
Yazarlarımız
Güncel Türkiye ve Dünya'dan Gelişmeler
International Hayat Haber

Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,

Copyright © 2020 - 2025 Tüm hakları İnternationalhayathaber.com saklıdır.
Translate »