SON DAKİKA
--:--:--
Nurhayat Volkan

Güvenin Bedeli

Bağlantı kopyalandı!

En Ağır Yük: En Sevdiklerimizin Bıraktığı İzler

​Hayat, dışarıdan gelen darbelere karşı bizi bir şekilde donatıyor. Hiç tanımadığımız birinin haksızlığı, düşmanca bir tavır ya da hayatın kendi getirdiği zorluklar… Bunlarla savaşmak, gardımızı almak, bir zırh kuşanmak mümkündür. Çünkü biliriz ki dışarısı tekinsizdir ve insan, yabancıdan gelene hazırlıklıdır.

​Ama insanı asıl yıkan, ruhunu en derinden yaralayan darbe nereden gelir bilir misiniz? Hiç beklemediği, kapısını ve kalbini ardına kadar açtığı o en güvenli limandan.

İnsanı en çok, en sevdikleri üzer.

​Çünkü kötülük mesafe tanımaz ama kırgınlık sadece yakınlıktan beslenir. Bir yabancının sözü rüzgar gibi teğet geçerken, en sevdiğimizin fısıltısı bile içimizde depremler yaratır. Bunun sebebi basittir: Biz onlara sadece sevgimizi değil, savunmasızlığımızı da emanet ederiz. Nereden yara alacağımızı, hangi cümleye kırılacağımızı, içimizdeki o küçük çocuğun en çok neden korktuğunu en iyi onlar bilir. Ve ne yazık ki, gün gelip de canımız yandığında, darbenin tam da o en hassas noktaya isabet ettiğini görürüz.

​İşte bu yüzden en sevdiklerimizin açtığı yaralar derindir; kabuk bağlasa bile izi kalır, sızısı geçmez.

​Güvenin Bedeli: Gardımızı İndirdiğimiz Yer

​Bir insanı sevmek, ona “Beni incitebilirsin ama incitmeyeceğine inanıyorum” deme cesaretidir. Bir nevi silahınızı teslim edip arkanızı dönmektir. Bu yüzden en yakınlarımızdan gelen darbeler sadece bir “üzüntü” değil, aynı zamanda ciddi bir güven kırılmasıdır.

​Yabancıya ördüğümüz o kalın duvarlar, sevdiklerimizin yanında bir anda tuzla buz olur. Maskeler düşer, kalkanlar indirilir. Tam da bu saf, hesapsız yakınlığın ortasında alınan bir yara, insanı sadece karşısındakine değil, dünyaya ve en acısı da kendi muhakeme yeteneğine karşı yabancılaştırır. “Ben bunu nasıl göremedim?” sorusu, bir kanser gibi kemirmeye başlar içimizi.

​Kırgınlığın Sessizliği

​Dışarıdaki düşmanla kavga edebilirsiniz, hakkınızı arayabilir, sesinizi yükseltebilirsiniz. Ama en sevdikleriniz sizi incittiğinde sesiniz kesilir. Dilinizin ucuna gelen kelimeler düğüm olur boğazınızda. Çünkü bilirsiniz ki, sesinizi yükseltmek aradaki bağı tamamen koparabilir; sessiz kalmak ise içinizdeki yangını büyütür.

​En sevdiklerimizin açtığı yaraların bu kadar derin olmasının bir diğer sebebi de budur: Yas tutulamayan, hesabı sorulamayan kırgınlıklardır onlar. İçeride birikir, büyür ve zamanla insanı sessiz, sakin bir yalnızlığa mahkum eder.

​Zarif Bir Hayatta Kalma Sanatı

​Peki, ne yapmalı? Kalbimizi tamamen dış dünyaya kapatıp, hiç kimseyi o güvenli çemberin içine almamalı mıyız?

​Elbette hayır. Sevmek ve sevilmek, bu hayatın en büyük mucizesidir. Ancak bu derin kırgınlıklardan sağ çıkmanın tek yolu, zamanla o yaraları birer tecrübe madalyası gibi taşımayı öğrenmektir. Bizi en çok sevenlerin de insan olduğunu, onların da yanılabileceğini, kırabileceğini ve bazen kendi iç savaşlarında bizi de yakabileceklerini kabul etmekle başlar olgunluk.

​Şairin dediği gibi; “İnsan yarası yarasına denk geleni sever.”

​Belki de hayat, bizi en çok üzenlerin eliyle ruhumuzu yontuyor, bizi daha derin, daha dayanıklı ve ironik bir şekilde, kırılsa da yeniden sevebilen o güçlü insanlara dönüştürüyor. En sevdiklerimizin bıraktığı izler ne kadar derin olursa olsun, o boşlukları dolduracak olan yine insanın kendi içindeki o tükenmez şefkat ve ayağa kalkma gücüdür.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
Nurhayat Volkan
Nurhayat Volkan SUÇLU KİM?
Nurhayat Volkan
Nurhayat Volkan Yüce Allah Bizi Birbirimize Emanet Etmedi mi? Bu Hoyrat Sessizlik Neden?
Nurhayat Volkan
Nurhayat Volkan Dünya Bir Gün, O da Bugün!
Nurhayat Volkan
Nurhayat Volkan Zihinde Kesilen Biletin İptali Olmaz!
Nurhayat Volkan
Nurhayat Volkan Canım Annem
Nurhayat Volkan
Nurhayat Volkan Polisin Hakkı Ödenmez!
Yazarlarımız
Güncel Türkiye ve Dünya'dan Gelişmeler
International Hayat Haber

Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,

Copyright © 2020 - 2026 Tüm hakları İnternationalhayathaber.com saklıdır.
Translate »