Bugün size küçük bir sır vereceğim. Diyelim ki çok güçlü kaslarınız olsun istiyorsunuz ve bunun için dua ediyorsunuz. Sizce ertesi sabah uyandığınızda kollarınız bir dev gibi mi olur? Yoksa kapınızın önünde bir çift dambıl ve çalışmanız için bir alan mı bulursunuz?
İşte hayat tam da böyle işler.
Bir çocuk “Yaratanım, lütfen bana sabır ver” dediğinde, gökten bir sabır bulutu inip başının üstünde durmaz. Aksine, o gün okul servisi biraz gecikebilir ya da en sevdiği oyuncağının pili bitebilir.
Neden mi? Çünkü sabır, beklerken sakin kalabilme kasıdır. Yaratıcı size o kası geliştirmeniz için küçük bir “antrenman sahası” açar.
Cesur olmak istediğinizde, korkacağınız hiçbir şeyin olmadığı bir dünyaya gitmezsiniz. Yaratıcı size korkunuzun üzerine gidebileceğiniz bir fırsat verir. Karanlık bir odada ışığı açmak gibi; o düğmeye basacak gücü sizin bulmanızı ister.
Ailenizin birbirini daha çok sevmesini istediğinizde ise, herkesin kalbine sihirli bir toz serpilmez. Belki o akşam elektrikler kesilir ve hepiniz mum ışığında oturup birbirinize hikayeler anlatmak zorunda kalırsınız. İşte o “karanlık an”, aslında birbirinize sarılmanız ve birbirinizi sevmeniz için verilmiş ışıl ışıl bir fırsattır.
Hayat bir mutfak tezgahı gibidir. Yaratıcı bize önceden pişmiş yemekleri değil, en güzel yemekleri yapabilmemiz için gerekli malzemeleri verir.
Unutmayın; dualarımız bize hazır paketler getirmez, dualarımız bize kendimizi güzelleştirebilmemiz için kapılar açar.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,