Şimdilerde “aşk” dedikleri, avuç içlerinde sönüp giden, ekran parıltıları arasında kaybolan cılız bir heves. İnanmıyorsunuz ya hani; haklısınız. Çünkü biz, aşkın en mahrem, en asil ve en dokunulmaz olduğu o “altın çağları” geride bıraktık. Aşk, artık modern zamanın gürültüsünde sesini duyuramayan, tozlu raflara kaldırılmış bir antika gibi…
Göz Göze Gelmenin Kutsiyeti
Eski zamanlarda aşk, bir bakışın içinde koca bir ömrü saklamaktı. Bir sokağın başında sevdiğini beklemenin o yakıcı heyecanı, bir mendilin kenarına işlenen o sessiz bağlılık yeminleri… O zamanlar sevmek, bir başkasının kalbinde mühürlenmek demekti. Sözler az, öz ve ağırdı; çünkü kelimeler yüreğin derinliklerinden süzülüp gelirdi. Şimdiki gibi binlerce emojinin arkasına saklanan sahte gülüşler yoktu.
Emek, Sabır ve Bir Ömürlük Vefa
Aşk, eskiden bir “sabır” imtihanıydı. Aylarca beklenen mektupların her satırı, titreyen ellerle yazılır, kokusu içine çekilerek okunurdu. Sevda, kolayca tüketilen bir meta değil, ilmek ilmek işlenen bir kilimdi. Sadakat, bir tercih değil, ruhun asli göreviydi. Birine “seninim” demek, dünyadaki tüm diğer ihtimallere kapıyı sonsuza dek kapatmak demekti.
Hız Çağında Kaybolan Ruhlar
Bugün ise her şey ne kadar da “ulaşılabilir” ve ne kadar da “geçici”. Parmak uçlarıyla kaydırılan hayatlar, bir tuşla silinen anılar… Kimsenin kimsenin ruhuna dokunmaya mecali yok. Herkes “en iyisini” ararken, elindekinin kıymetini bilmeyi, bir yastıkta kocamayı, zorluklara göğüs germeyi unuttu. Aşk, artık bir paylaşım estetiğine, bir statü sembolüne indirgendi. Ruhu çekilmiş, sadece gölgesi kalmış bir kavram bu.
Aşk Bir Masaldı ve Biz O Masaldan Kovulduk
Belki de aşk, gerçekten o siyah beyaz filmlerde, o eski şarkıların nağmelerinde kaldı. O zamanlar insanlar sevmeyi değil, “sevdalanmayı” bilirdi. Yanmayı, yıkılmayı ama yine de o sevdayı baş tacı etmeyi… Şimdi ise geriye kalan sadece o büyük yangınların külleri ve modern dünyanın soğuk yalnızlığı.
Aşka inanmamak, aslında o eski zarafeti özlemektir. Eğer aşk; birinin gözlerinde kaybolup kendini bulmaksa, eğer aşk; bencilliği bir kenara bırakıp “biz” olabilmekse; evet, o çoktan bu diyarları terk etti. Biz sadece, o güzel sevdaların yasını tutan son tanıklarız.
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap