
Ve tam ortasında Türkiye.
Bunu anlamak için uzun uzadıya analizlere gerek yok.
Bu ülke tesadüflerin değil, tarihsel ve coğrafi zorunlulukların merkezindedir.
Batıda Yunanistan Ege’de sınırlarını genişletmeye çalışıyor.
Doğuda Ermenistan tarihsel tezlerini canlı tutuyor.
Kuzeyde Rusya Karadeniz’i bir güç havzası hâline getirmeye uğraşıyor.
Güneyde Suriye, iç savaşın ardından yeni dengeler kuruyor.
Coğrafya kaderdir derler… Ama kader, teslimiyet değildir.
Güçlü bir ordu Türkiye için bir tercih değil, varoluş meselesidir.
Caydırıcılık savaşmak için değil; savaşı düşünenleri vazgeçirmek içindir.
Karşı tarafın zihninde “Türkiye’ye yönelik her hamlenin maliyeti ağır olur.” diye düşündürmektir.
Ayakta kalmanın yolu açıktır:
• Güçlü ordu
• Güçlü ekonomi
• Güçlü diplomasi
• Güçlü bir toplumsal birlik
Bugün en büyük ihtiyacımız; birbirimizi rakip olarak değil, kader ortağı olarak görebilmektir.
Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir, hayatı algılayışımız değişebilir.
Ama bu ülkenin geleceği söz konusu olduğunda aynı cümlede buluşmalıyız.
Çünkü bu topraklar hepimize ait.
Bu bayrak hepimizin. Bu gelecek, çocuklarımızın ortak emaneti.
Gelin; gücü ayrışmada değil, dayanışmada arayalım.
Gelin; tartışalım ama parçalanmayalım.
Gelin; eleştirelim ama zayıflatmayalım.
Gelin birlik olalım, dirlik olalım dosta ve düşmana karşı dim dik duralım.
Çünkü başka bir Türkiye yok …
Selam ve saygıyla…
Türkiye, Almanya, ve Dünya Haberleri Ekonomi,
Yorum Yap